Radyasyon ve Bioenerji

Yaşadığımız çevre, sıhhatimize tesir eden çok sayıda faydalı unsurun yanında, zarar verebilecek unsurlar da barındırır. Bunların bir kısmının farkında olduğumuz hâlde, bazılarını hiç fark etmeyebiliriz. Gözle göremediğimiz, ancak sağlığımıza değişik şekillerde tesir eden unsurlardan biri radyasyondur. Radyasyon, enerjinin parçacıklar hâlinde yayılması şeklinde tarif ediliyor. Atomdaki nötronların proton sayısından fazla olması neticesi ortaya çıkan kararsızlık hâli, atom yapısını radyoaktif duruma getirir ve çevresine alfa, beta, gamma ışınları yayar. İşte, bu ışınlar radyasyondur.

Kızılötesi ışınlar, normal ışınlar, mikrodalgalar, X ışınları ve radyo dalgalarının yanında günlük hayatta güneş ve kaplıca gibi kaynaklardan gelen tabiî radyasyonlar hepimizi kurtulamayacağımız bir saldırıya maruz bırakmaktadır. Bir de bunlara ilave olarak teknolojik gelişmelerin neticesinde oluşan bilgisayar, cep telefonları, röntgen ışınları gibi sun'î radyasyonlar da bizi abluka altına almaktadır. 

Hayatımızın bir parçası olan radyasyon, tahammül edilebilir miktarlarda kalmak şartı ile zararsız ve hatta gereklidir, bazı durumlarda şifa kaynağıdır. Kaplıca suları birçok mineralin yanında faydalı radyasyon ihtiva ettiği için müspet tesiri de bulunduğu bildirilmektedir. Ancak radyasyon yüksek miktarlarda alındığı zaman çevre kirliliğinin en zararlı konusu haline gelir.

Düşük dozda uzun süre maruz kaldığımız radyasyon ise sebebini bilemediğimiz müzmin hastalıklar meydana getirir. Bu durumda dokulardaki kimyevî moleküller ve hücrelerdeki genetik yapı zarar görür. Zararın sebebi ya doğrudan hücre içi molekülleri parçalaması veya serbest oksijen radikalleri ortaya çıkararak DNA zincirinde kırılmalar meydana getirmesidir. Bu tesirler bilhassa hızlı bölünen yumurtalık, testis, kan yapıcı sistemler ve mide-bağırsak dokularında daha fazla görülür. Vücut radyasyona çok geniş bir seviyede maruz kalırsa zatürre, radyasyon hastalığı, ciltte kızarıklık, akciğer dokusunun bozulması ve kısırlık gibi bir çok hastalık meydana gelir. Sadece bazı bölgelerin radyasyona maruz kalmasıyla ise lösemi (kan kanseri) ve diğer kanserler ortaya çıkabilir. Genetik yapıya tesir eden radyasyonun yaptığı tahribat diğer nesillere aktarılabilir.

Bioenerji seanslarında öncelikle vücutta biriken kötü enerji temizlenir ve yukarıda bahsettiğimiz zararlı radyoaktif ajanlar bedenimizden uzaklaştırılır. İlerleyen merhalelerde ise sürekli faydalı enerji vücuda pompalanarak metabolizmanın normalleşmesi ve kendi kendini tedavi edebilir duruma ulaşması sağlanır.

Güneş ışınlarının vücutta D vitamini sentezlenmesi ve kemikleri güçlendirmesi gibi faydalı tesirleri bilinmektedir. Ancak güneşte çok fazla kalmak suretiyle bazı cilt hastalıklarına, cildin erken yaşlanmasına hattâ melanom gibi cilt kanserlerine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabilir.

Günümüzde hastalıkların teşhisi için her türlü radyoaktif madde kullanılarak çekilen filmlerde insanlar yoğun bir radyasyona maruz bırakılıyor. Bu konuda özellikle hamile hanımlara ikazlar yapılarak bebeğin zarar göreceğinden bahsedilir ama yetişkin insanlara da aynı şekilde zarar veren tomografiler hâlâ duyarsızca kullanılmaktakdır. 

Günlük hayatta çok kullanılan ve radyasyon yayan cihazların tesirlerine dikkat çekmekte fayda vardır. Bunlar arasında yer alan bilgisayarların günlük kullanımları belli bir süre ile kısıtlanmalı, az radyasyon yayan LCD tipi monitörler tercih edilmelidir. Pek çok bilgisayarın bir arada olduğu yerlerde uzun süre kalınmamalı, bu cihazlar daha çok eğitim ve ilim için belli sürede kullanılmalıdır. Fotokopi çeken dijital merkezlerden uzak durmalıdır.

Günlük hayatımızda alacağımız bazı tedbirlerle vücutta biriken fazla miktardaki radyasyonun zararlı tesirlerini azaltmak mümkün olabilir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 

1-Fosfor ihtiva eden gıdaların (süt, yoğurt vs.) her gün belli miktarlarda tüketilmesi ve bu yolla serbest radyoaktif parçacıkların zararsız bileşiklere dönüştürülmesi,

2- B grubu vitaminler ve potasyum ihtiva eden gıdaların alınması (yeşil sebze, meyve, kavun, karpuz),

3-Temiz çevresi olan sakin yerlerde oturmak ve bol oksijenli, açık havada sportif faaliyetler yapmak,

4-Sık duş almak, 

5-Radyasyon yayan cihazları kullanırken koruyucu tedbirler almak ve sürelerini azaltmak. 

Mesleği icabı yüksek radyasyona maruz kalan insanlar ise mutlaka belli aralıklarla bioenerji seansları alarak bozulan vücut auralarını düzenlemeleri gerekir. Sebebsiz gibi görünen bir çok rahatsızlığın kaynağı yüksek miktarda radyasyon almaktır. 

  • Radyasyon ve Bioenerji

Yorum Yap

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi